Av. Esra Ateş Sızlanan
Avukat
Geri gönderme merkezinden çıkmak için idari gözetim kararına itiraz edilmesi gerekmektedir. GGM'den çıkış için şu adımlar izlenir: 1) Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz dilekçesi verilir, 2) Kaçma şüphesi olmadığı belgelerle kanıtlanır (kira kontratı, aile bağları), 3) Hakim 5 gün içinde karar verir, 4) Kabul edilirse yabancı serbest bırakılır ve imza yükümlülüğü gibi alternatif tedbirlere tabi tutulur. İtiraz reddedilirse Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılabilir.
📹 Video Anlatım
Aşağıdaki videomuzda Geri Gönderme Merkezinden Nasıl Çıkılır? 2026 Güncel Rehber konusunu görsel olarak ele aldık. Video sonrasında konuyu yazılı olarak detaylı şekilde inceleyebilirsiniz.
Video Anlatım
Av. Esra Ateş
Video Metni (Transcript)
İdari Gözetim Kararı, İtiraz Süreci ve Geri Gönderme Merkezinden Salıverilme- 2026 Güncel Rehber
Türkiye’de yabancılar hukukunun en sancılı ve acil müdahale gerektiren süreçlerinden biri, şüphesiz ki idari gözetim kararı uygulamasıdır. Hakkında sınır dışı etme (deport) kararı alınan bir yabancının, belirli şartların varlığı halinde valilik kararıyla Arnavutköy Geri Gönderme Merkezlerinde (GGM) tutulması süreci, hem kişi hem de yakınları için büyük bir belirsizlik ve endişe kaynağıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, bu merkezlerde tutulmak nihai bir sonuç değil, hukuki yollarla itiraz edilebilen ve salıverilme ile sonuçlanabilen geçici bir idari tedbirdir. Bu süreçte zamanla yarışıldığından, mekanizmanın nasıl işlediğini doğru anlamak hayati önem taşır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 57. maddesi uyarınca idari gözetim; hakkında sınır dışı etme kararı alınmış yabancılardan, kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden ya da kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturan kişiler hakkında valiliklerce tesis edilen, kişi hürriyeti ve güvenliğini kısıtlayıcı nitelikte bir idari tedbirdir. Bu işlem, ceza hukuku anlamında bir "tutuklama" veya "hapis cezası" olmayıp, sınır dışı işleminin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla uygulanan ihtiyati bir koruma tedbiri niteliğindedir. Ancak, Anayasa’nın 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi kapsamında kişi hürriyetini doğrudan kısıtladığı için, idari gözetim kararı sıkı şekil şartlarına ve süre sınırlamalarına tabidir. İdarenin takdir yetkisi sınırsız olmayıp, ölçülülük ilkesi gereği idari gözetime alternatif yükümlülükler uygulanabilecekken doğrudan gözetim kararı verilmesi veya gerekçesiz olarak sürenin uzatılması, Sulh Ceza Hakimliği nezdinde yapılacak itirazlar ile hukuka aykırılık teşkil edecektir.
Şimdi hukuki terimleri bir kenara bırakıp durumu en net haliyle özetleyelim: İdari gözetim kararı, devletin yabancı bir kişiye "Seni ülkeden göndermeye karar verdim, ancak işlemleri tamamlayıp uçağa bindirene kadar kaçmandan korkuyorum; bu yüzden seni dışarıda serbest bırakmıyor, Arnavutköy veya Tuzla Geri Gönderme Merkezi dediğimiz yerde misafir ediyorum" demesidir. Yani burası bir cezaevi, içerideki kişi de bir suçlu değildir. Sadece deport işlemleri bitene kadar Arnavutköy veya Tuzla Geri Gönderme Merkezi'nde "gözetim altında" tutulan kişidir. Ancak devletin de burada Arnavutköy veya Tuzla Geri Gönderme Merkezinde sınırsız tutma imkanı yoktur. Eğer kişinin kaçma şüphesi yoksa, sabit bir adresi varsa veya sağlık sorunları yaşıyorsa; avukatınız aracılığıyla mahkemeye başvurup "Bu kişiyi kilit altında tutmanıza gerek yok, imza vermeye gelsin yeter" diyerek o merkezden çıkmasını sağlayabilirsiniz. Özetle; kapılar kilitli olsa da anahtarı doğru hukuki hamlelerdedir.
Bu makalede, Arnavutköy veyaTuzla Geri Gönderme Merkezi'ne götürülme süreçlerinin ve İstanbul İl Göç İdaresi tarafından alınan idari gözetim kararına itiraz sürecinin nasıl işlediğini, Tuzla, Çatalca, Arnavutköy veya diğer Geri Gönderme Merkezlerinden bir yakınınızı nasıl çıkarabileceğinizi ve idari gözetim süresinin ne kadar olduğunu tüm detaylarıyla, adım adım inceleyeceğiz. İster süreci öğrenmek isteyen bir hukukçu olun, ister yakını içeride olan bir vatandaş; aşağıdaki rehber karanlıkta kalan tüm noktaları aydınlatacaktır.
İdari Gözetim Kararı Nedir?
İstanbul genelinde, özellikle Eminönü, Söğütlüçeşme ve Taksim gibi yoğun meydanlarda ve Marmaray istasyonlarında kurulan Mobil Göç Noktaları, kaçak duruma düşen yabancı tespiti yapılmaktadır. Mobil Göç Noktalarında yakalanan yabancılar Tuzla ,Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi gibi noktalarda idari gözetim altına alınmaktadır. Temel olarak idari gözetim; hakkında Türkiye’den sınır dışı etme kararı (deport) alınmış olan yabancının, bu kararın uygulanabilmesi amacıyla yakalanması ve sınır dışı işlemleri tamamlanana kadar Tuzla , Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi gibi noktalarda zorunlu ikamete tabi tutulmasıdır. İstanbul ilinde başka geri gönderme merkezi bulunmamaktadır.
Pek çok kişi bu durumu bir hapis cezası veya tutuklama ile karıştırsa da, idari gözetim kararı nedir sorusunun cevabı Ceza Kanunu'nda değil, İdare Hukuku'nda yatar. Bu karar, mahkemeler tarafından değil, Valilikler (uygulamada İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlükleri) tarafından verilir. Amaç kişiyi cezalandırmak değil, sınır dışı işlemi gerçekleşene kadar kişinin kaçma ve kaybolma riskini ortadan kaldırmaktır. Hakkında idari gözetim kararı verilen yabancılar, kolluk kuvvetleri tarafından yakalanarak 48 saat içerisinde Geri Gönderme Merkezlerine teslim edilir ve idari gözetim süresi boyunca burada tutulurlar.
Doktrinel ve normatif açıdan incelendiğinde; 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 57. maddesi ve devamı hükümlerine dayanan idari gözetim, idarenin kamu gücü ayrıcalığını kullanarak tesis ettiği, icrai nitelikte ve kişi hürriyeti ile güvenliği hakkını (Anayasa m.19) kısıtlayan bir idari tedbirdir. Sınır dışı etme kararının infazını güvence altına almak gayesiyle başvurulan bu tedbir, hukuki niteliği itibarıyla bir "koruma tedbiri" olup, cezai bir yaptırım (müeyyide) değildir. Ancak, kişi özgürlüğünden yoksun bırakma sonucunu doğurduğu için, idarenin bu yetkisi sınırsız değildir; ölçülülük ilkesi gereği, gözetim kararı verilmeden önce daha hafif bir tedbir olan idari gözetime alternatif yükümlülüklerin (YUKK m. 57/A) uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi zorunludur. Aksi takdirde, tesis edilen işlem sebep ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırı hale gelecek ve Sulh Ceza Hakimliği nezdinde iptali gerekecektir. Eğer yabancı İstanbul ilindeki geri gönderme merkezlerinde tutuluyorsa idari gözetim kararına karşı itirazları incelemeye yetkili makam İstanbul Sulh Ceza Hakimlikleridir.
İdari gözetim dediğimiz şey, devletin yabancı misafirine "Ben seni ülkeden göndermeye karar verdim ama işlemleri halledene kadar ortadan kaybolmandan korkuyorum" demesidir. Yani devlet, "Seni hemen uçağa bindiremiyorum; belki pasaportun yok, belki gideceğin ülke seni kabul etmiyor ya da bilet paran hazır değil. İşte bu süreç bitene kadar sokakta gezmeni istemiyorum, seni Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi denilen yerde 'misafir' edeceğim" diyor. Burası bir cezaevi değil, sen de suçlu değilsin. Sadece Tuzla ,Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'nde devletin gözetimi altındasın. Ama merak etme, devlet seni orada sonsuza kadar tutamaz; eğer kaçma niyetin olmadığını kanıtlarsan, avukatın aracılığıyla "Beni bırakın, imza vermeye geleyim" diyerek oradan çıkabilirsin.
Sonuç olarak, idari gözetim kararı, sınır dışı süreciyle iç içe geçmiş ancak ondan bağımsız bir işlemdir. Bir yabancı hakkında sınır dışı kararı olsa bile, mutlaka Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'nde tutulması gerekmez. Doğru hukuki başvuru ve idari gözetim kararına itiraz yolları ile yabancının bu süreci dışarıda, özgür bir şekilde geçirmesi mümkündür.
Hangi Durumlarda İdari Gözetim Kararı Verilir? (YUKK m. 57/2)
Bir yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınmış olması, o kişinin otomatik olarak Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'ne götürüleceği anlamına gelmez. Kanun koyucu, özgürlüğün kısıtlanmasını istisnai bir durum olarak öngörmüştür. Ancak uygulamada, valilikler belirli risklerin varlığı halinde inisiyatif kullanarak idari gözetim kararı alabilmektedir. Hangi hallerde idari gözetim kararı verilir sorusunun cevabı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 57. maddesinin 2. fıkrasında maddeler halinde sıralanmıştır.
Bu sebeplerin başında kaçma ve kaybolma riski gelmektedir. Eğer yabancının Türkiye’de kayıtlı bir adresi yoksa, adres kayıt sistemindeki adresinde bulunamıyorsa veya sürekli yer değiştiriyorsa, idare bu kişiyi "sınır dışı işlemleri sırasında kaçabilir" diye değerlendirerek gözetim altına alır. Bunun yanı sıra, Türkiye’ye yasa dışı yollardan girenler veya yasal süresi dolmasına rağmen çıkış yapmayıp kaçak duruma düşenler de yakalandıklarında doğrudan idari gözetim kararı ile karşılaşırlar.
Bir diğer önemli gerekçe ise sahte belge kullanımıdır. Sahte pasaport, sahte vize veya sahte ikamet izni belgeleriyle işlem yapmaya çalışan yabancılar, hem adli soruşturma geçirir hem de idari gözetim altına alınırlar. Son olarak, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturan yabancılar (örneğin bir suça karışanlar veya bulaşıcı hastalık riski taşıyanlar) hakkında da valilikler tereddüt etmeden idari gözetim ve Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'ne sevk kararı vermektedir.
Hukuki teknik açıdan irdelendiğinde; idarenin bir yabancı hakkında idari gözetim kararı tesis edebilmesi için YUKK m. 57/2’de sayılan hallerden (numerus clausus) en az birinin somut olayda vücut bulması zorunludur. İdare, kanunda sayılan bu sebepler dışında kıyas yoluyla veya genişletici yorumla yeni bir gözetim sebebi yaratamaz; bu durum "kanunilik ilkesine" aykırılık teşkil eder. Özellikle uygulamada en sık başvurulan gerekçe olan "kaçma ve kaybolma riski", soyut bir şüpheye değil, somut verilere (sabit ikametgah yokluğu, geçmişteki ihlaller vb.) dayanmalıdır. Aksi halde, gerekçesiz veya matbu ifadelerle oluşturulan idari gözetim kararları, İstanbul Sulh Ceza Hakimliği tarafından yapılacak denetimde, ölçülülük ve belirlilik ilkelerine aykırılık nedeniyle iptal edilmeye mahkumdur. Dolayısıyla, idari işlemin sebep unsurunun sakat olması, kişinin derhal salıverilmesini gerektiren mutlak bir hukuka aykırılık halidir.
Bu bölümde görüldüğü üzere, idari gözetim nedenleri somut olaylara dayanmalıdır. Eğer yakınınızın kaçma şüphesi olmadığını veya kamu düzenini bozmadığını düşünüyorsanız, haksız yere verilen bu karara karşı vakit kaybetmeden hukuki yollara başvurulmalıdır.
İdari Gözetim Süresi Ne Kadardır? (6 Ay + 6 Ay Kuralı)
Yabancı uyruklu kişiler veya aileleri için sürecin en yıpratıcı kısmı belirsizliktir. Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'ne (GGM) alınan bir kişinin geri göndermek merkezinden nasıl ve ne zaman çıkacağı sorusu en can alıcı sorudur. Kanun koyucu, kişi özgürlüğünü kısıtlayan bu tedbirin ucu açık olmaması için kesin süre sınırları getirmiştir. İdari gözetim süresi, kural olarak en fazla 6 aydır. Ancak bu süre, kişinin Tuzla , Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi 'nde mutlaka 6 ay kalacağı anlamına gelmez; bu süre, idarenin kişiyi tutabileceği "maksimum" ilk sınırdır.
Bu 6 aylık süre içerisinde sınır dışı etme işlemleri (pasaport temini, bilet işlemleri, seyahat belgesi çıkarılması vb.) tamamlanamazsa, idare durumu yeniden değerlendirir. Eğer yabancı kişi, sınır dışı işlemlerinde işbirliği yapmıyor, ülkesi hakkında doğru bilgi vermiyor veya belgelerini gizliyorsa; bu 6 aylık süre en fazla 6 ay daha uzatılabilir. Yani hukukumuzda idari gözetim süresi toplamda 12 ayı (1 yılı) kesinlikle geçemez.
Özellikle idari gözetim süresinin uzatılması kararı otomatik bir işlem değildir. İdarenin, neden süreyi uzattığını gerekçeleriyle birlikte açıklaması ve bu kararı yabancıya veya avukatına tebliğ etmesi zorunludur. 12 aylık süre dolduğunda, sınır dışı işlemi hala gerçekleştirilememiş olsa bile, idarenin kişiyi serbest bırakması ve idari gözetime alternatif yükümlülükler (imza, bildirim vb.) uygulaması yasal bir zorunluluktur.
6458 sayılı YUKK’un 57. maddesinin 3. fıkrası, idari gözetim süresini "belirlilik ilkesi" gereği somut sınırlara tabi tutmuştur. Buna göre; idari gözetim süresi altı ayı geçemez; ancak sınır dışı etme işlemlerinin yabancının işbirliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hallerinde, bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Buradaki "uzatma" işlemi, idarenin takdir yetkisi dahilinde olsa da keyfi değildir. İdare, ilk 6 aylık sürenin neden yetmediğini ve uzatma gerekçesini somut bilgi ve belgelerle (örneğin konsolosluk yazışmalarıyla) ortaya koymak zorundadır. Ayrıca, her ay yapılan aylık düzenli değerlendirmeler sonucunda, idari gözetimin devamında zaruret görülmediği takdirde, süre dolmadan da gözetim kararı kaldırılarak yabancıya YUKK m. 57/A kapsamındaki alternatif yükümlülükler getirilebilir. Süre uzatım kararlarına karşı da tıpkı ilk kararda olduğu gibi İstanbul Sulh Ceza Hakimliği nezdinde itiraz yolu açıktır.
Devletin bir yabancıyı Geri Gönderme Merkezi’nde tutma hakkı sınırsız değildir. Kanun, "Bir kişiyi burada en fazla 6 ay tutabilirsin" der. İdare bu süre içinde kişiyi ülkesine göndermeye çalışır. Ancak, eğer yabancı kişi "Ben pasaportumu kaybettim" derse, kimliğini saklarsa veya ülkesiyle ilgili yalan beyanda bulunup işlemleri yokuşa sürerse; devlet "Sen bana yardımcı olmuyorsun, o zaman ben de süreyi uzatıyorum" diyerek 6 ay daha ek süre koyabilir. Yani her şey en kötü gittiğinde bile bir kişi en fazla 1 yıl içeride kalır. 1 yılın sonunda devlet o kişiyi göndermeyi başaramamışsa, kanunen kapıyı açıp serbest bırakmak zorundadır. Ancak bizim amacımız, bu sürelerin sonunu beklemek değil, doğru itirazlarla kişiyi mümkün olan en kısa sürede, günler veya haftalar içinde dışarı çıkarmaktır.
Bu nedenle, "Geri gönderme merkezinden nasıl çıkılır?" sorusunun cevabı, biraz da yapılacak hukuki savunmanın kalitesine ve hızına bağlıdır. Sürecin kendiliğinden bitmesini beklemek yerine, uzman bir deport avukatı ile sürece müdahale etmek, aylarca sürecek mağduriyeti engelleyebilir.
Geri Gönderme Merkezinden Nasıl Çıkılır?
Yabancı bir kişi hakkında idari gözetim kararı verilip Geri Gönderme Merkezi'ne (GGM) alındığında, derhal idari gözetim kararına itiraz edilmesi ve sınır dışı kararının iptali davası açılması gerekmektedir. Türk hukuk sistemi, kişi özgürlüğünü kısıtlayan her türlü idari eyleme karşı etkili bir yargısal denetim mekanizması öngörmüştür. İdari gözetim altına alınan yabancının, bu karara karşı itiraz etme hakkı anayasal bir güvence altındadır. Ancak bu süreçte yapılan en büyük hata, sınır dışı (deport) kararına itiraz ile idari gözetim kararına itiraz süreçlerinin karıştırılmasıdır. Bu iki işlem, birbirinden tamamen farklı yargı kollarında ve farklı mahkemelerde görülür.
Sınır dışı kararının iptali için İdare Mahkemesi'ne başvurulurken, kişinin GGM'den salıverilmesi ve idari gözetim kararının kaldırılması için başvurulacak merci Sulh Ceza Hakimliği'dir. İdari gözetim kararına karşı itiraz, idari gözetim süresi boyunca her zaman yapılabilir. Yani belirli bir dava açma süresini beklemeye gerek yoktur; kişi (Tuzla ,Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi ) GGM'ye girdiği andan itibaren itiraz hakkı doğar. Başvuruyu yabancının kendisi, yasal temsilcisi veya en yaygın ve etkili yöntem olan avukatı yapabilir.
Sulh Ceza Hakimliği idari gözetim itiraz başvurularını, dosya üzerinden (istisnai hallerde duruşmalı olarak) inceler. Kanunen hakimin başvuruyu 5 gün içinde sonuçlandırması gerekmektedir. Ancak mahkemelerin iş yükü nedeniyle bu süre uygulamada bazen bir haftayı bulabilmektedir. İtiraz dilekçesi, sürecin kaderini belirleyen en önemli unsurdur. Standart, matbu bir dilekçe yerine; yabancının sabit ikametgahının bulunduğu (kira kontratı, tapu, noter tasdikli taahhütname), kaçma şüphesinin olmadığı, varsa sağlık sorunları (doktor raporları) veya Türkiye'deki aile bağları (evlilik cüzdanı, çocukların doğum belgeleri) delilleriyle birlikte sunulmalıdır. Hakimin ikna olması durumunda, idari gözetim kararı kaldırılarak yabancı serbest bırakılır ve genellikle hakkında belirli adreste ikamet etme veya imza yükümlülüğü gibi alternatif tedbirlere hükmedilir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 57. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, idari gözetim kararına karşı yargı yolu açık olup, görevli merci idari işlemin tesis edildiği yerdeki veya yabancının tutulduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliği'dir. Eğer yabancı Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'ne götürüldüyse derhal İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz edilmelidir. Bu başvuru, sınır dışı(deport) kararının iptal davası prosedüründen farklı olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine kıyasen yürütülen ivedi bir inceleme sürecidir. Sulh Ceza Hakimliği, idarenin sunduğu gözetim gerekçelerinin (kaçma şüphesinin somut dayanakları, kamu düzeni tehdidi vb.) maddi gerçeklikle örtüşüp örtüşmediğini ve "ölçülülük ilkesine" riayet edilip edilmediğini denetler. Mahkemenin vereceği karar kesindir; ancak bu karara karşı bir üst numaralı Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz edilebilir veya iç hukuk yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yoluyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali iddiasında bulunulabilir. Özellikle AYM'nin yerleşik içtihatları, idari gözetimin "son çare" (ultima ratio) olması gerektiğini ve alternatif tedbirlerin yetersiz kalacağının idarece ispatlanamadığı durumlarda gözetim kararının hak ihlali oluşturduğunu vurgulamaktadır.
Konuyu daha net ve anlaşılır bir dille toparlayalım: Bir yakınınız Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi 'ne alındığında, onu oradan çıkarmanın anahtarı "İstanbul Sulh Ceza Hakimliği"ne yapılacak doğru bir itirazdır. Birçok kişi "Dava açtık, bekliyoruz" derken aslında yanlış mahkemede, yanlış dosyayı bekliyor olabilir. Şunu unutmayın: Deport kararını kaldırmak veya durdurmak için İdare Mahkemesi'ne, kişiyi Tuzla ,Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'nden (GGM) çıkarmak için ise İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'ne gidilir. Bunlar iki ayrı yoldur ve aynı anda yürütülmelidir. Hakimden talep edilen şey şudur: "Bu kişinin kaçma niyeti yok, evi barkı belli, ailesi burada. Onu kilit altında tutmanıza gerek yok, bırakın dışarıda yaşasın, haftada bir gelip karakola imzasını atsın." Eğer bu talebi, doğru belgelerle (ev kontratı, sağlık raporu vb.) hakime sunarsanız, hakimin kişiyi serbest bırakma ihtimali çok yüksektir. Devletin amacı kişiyi hapsetmek değil, sadece kontrol altında tutmaktır; kontrolün dışarıda da sağlanabileceğini kanıtlarsanız, kapılar açılır.
Bu süreçte "İdari gözetim kararına itiraz dilekçesi örneği" aramak yerine, her dosyanın kendine özgü hikayesini (hastalık, aile, iş durumu) ön plana çıkaran profesyonel bir hukuki destek almak, kişinin aylarca içeride kalması ile birkaç günde serbest kalması arasındaki farkı yaratır.
İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler (YUKK m. 57/A)
Yabancılar hukukunda yapılan en büyük yanlış algı, sınır dışı kararı olan bir yabancının mutlaka kilit altında tutulması gerektiği düşüncesidir. Oysa hukuk devletinde asıl olan özgürlüktür; kısıtlama ise istisnadır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na (YUKK) eklenen 57/A maddesi, idari gözetim kararına karşı modern ve insan haklarına saygılı bir çözüm yolu getirmiştir: İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler. Bu düzenleme, kaçma şüphesi olsa dahi, belirli tedbirlerle kişinin toplum içinde denetim altında tutulabileceği durumlarda, Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi 'nde tutulmak yerine dışarıda özgür bırakılmasını sağlar.
Bu yükümlülükler, bir nevi ceza hukukundaki "adli kontrol" şartlarına benzer. İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'ne yapılan itirazda avukatın temel argümanı genellikle şudur: "Müvekkilimi içeride tutmanıza gerek yok, aşağıdaki şartları kabul ediyoruz, yeter ki serbest bırakın." En yaygın uygulanan alternatif yükümlülükler şunlardır:
-
Belirli Adreste İkamet Etme: Yabancının bildirdiği adresten ayrılmaması veya adres değişikliğini bildirmesi şartıdır.
-
Bildirimde Bulunma (İmza Yükümlülüğü): Belirlenen sürelerde (genellikle haftada bir veya on beş günde bir) İl Göç İdaresi'ne veya kolluk birimlerine giderek imza atılmasıdır.
-
Elektronik İzleme (Elektronik Kelepçe): Özellikle kaçma riski yüksek görülen ancak sağlık veya ailevi nedenlerle GGM'de kalması uygun olmayanlar için uygulanan, kişinin 7/24 takip edildiği yöntemdir.
-
Teminat Yatırma: Yabancının kaçmayacağına dair devlete belirli bir miktar para (güvence bedeli) yatırmasıdır.
-
Aile Temelli Geri Dönüş Danışmanlığı: Kişinin gönüllü geri dönüşü için bilgilendirme süreçlerine katılmasıdır.
Bu alternatiflerin süresi 24 ayı geçemez. Önemli olan nokta şudur: Yabancı kişi bu yükümlülüklerden birini (örneğin imzayı) ihlal ederse, derhal yeniden idari gözetim altına alınır ve GGM'ye geri götürülür. Bu nedenle kazanılan özgürlük, kurallara tam uyumu gerektirir.
Hukuk sistemimizde "ölçülülük ilkesi" (Anayasa m. 13), temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında riayet edilmesi gereken en üst normdur. İdari gözetim, kişi hürriyetini tamamen ortadan kaldıran en ağır idari tedbir olduğundan, idarenin bu yola başvurmadan önce "daha hafif tedbirlerin" (ultima ratio prensibi) yeterli olup olmayacağını değerlendirmesi zorunludur. YUKK m. 57/A maddesi, idareye ve denetim makamı olan Sulh Ceza Hakimliği'ne bu konuda bir takdir yetkisi değil, bir değerlendirme yükümlülüğü yükler. Eğer yabancının kamu düzeni açısından oluşturduğu risk, elektronik izleme veya belirli adreste ikamet gibi yöntemlerle bertaraf edilebiliyorsa, idari gözetim kararı ölçülülük ilkesine aykırı hale gelir. Yargı kararlarında da sıkça vurgulandığı üzere; sabit ikametgahı olan, aile birliği bulunan veya ciddi sağlık sorunları yaşayan yabancılar için alternatif yükümlülükler yerine doğrudan idari gözetim kararı verilmesi, hukuka aykırılık teşkil eder ve iptal nedenidir.
Konuyu daha net ve anlaşılır bir şekilde özetleyelim: Hani ceza davalarında "tutuksuz yargılama" diye bir şey vardır ya; kişi hapse girmez ama mahkemeye gidip gelir. İşte idari gözetime alternatif yükümlülükler de bunun yabancılar hukukundaki karşılığıdır. Hakime diyoruz ki: "Bu kişiyi Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi'ne kapatmanıza gerek yok. Evi belli, adresi belli. Bırakın evinde kalsın, çoluk çocuğuyla olsun. Kaçmasından korkuyorsanız, söz veriyoruz her hafta Pazartesi günü gidip İstanbul İl Göç İdaresi'ne imzasını atacak. Hatta gerekirse ayağına elektronik kelepçe takın, nerede olduğunu hep görün ama onu o merkeze kapatmayın." Eğer hakimi ikna edebilirsek, yakınınız Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi 'nden çıkar ve normal hayatına (belirli kurallara uymak şartıyla) devam eder. Ancak burada çok önemli bir uyarı var: Serbest kaldıktan sonra "Nasıl olsa çıktım" deyip bir kere bile imzayı aksatırsa, polis kapıya gelir ve onu tekrar merkeze götürür. Bu yüzden bu şans, çok dikkatli kullanılması gereken bir "şartlı özgürlük"tür.
Görüldüğü üzere, idari gözetimden kurtulmanın yolu, sisteme güven veren somut bir yaşam planı sunmaktan geçer. Uzman bir avukat, müvekkilinin durumuna en uygun alternatifi (teminat mı, imza mı, ev hapsi mi) belirleyerek hakime sunar ve salıverilme sürecini hızlandırır.
İdari Gözetim Kararının Sonlandırılması Gereken Haller ve Derhal Salıverilme (YUKK m. 57/4)
Yabancılar hukukunda süreç sadece İstanbul Sulh Ceza Hakimliği idari gözetim itirazı ile sınırlı değildir. Kanun koyucu, Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi (GGM) şartlarının insan onuruna yakışır şekilde sürdürülmesi ve sınır dışı etme (deport) işleminin mümkün olmadığı hallerde kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmaması için idareye kesin talimatlar vermiştir. 6458 sayılı YUKK’un 57. maddesinin 4. fıkrası, idari gözetim kararının sonlandırılması gereken halleri açıkça düzenler. Eğer bir yabancı bu hallerden birini taşıyorsa, idari gözetim kararı derhal kaldırılmalı ve kişi hakkında idari gözetime alternatif yükümlülükler (imza, ikamet vb.) uygulanarak serbest bırakılmalıdır.
Peki, hangi durumlarda idari gözetim kararı derhal kaldırılır?
-
Sınır Dışı Etme Kararının İmkânsızlaşması: Yabancının sınır dışı edileceği ülkede savaş, iç karışıklık veya doğal afet gibi mücbir sebepler varsa ve bu nedenle seyahat gerçekleştirilemiyorsa, kişi GGM'de süresiz tutulamaz.
-
Ciddi Sağlık Sorunları: Yabancının Geri Gönderme Merkezi koşullarında tedavisi mümkün olmayan ciddi bir hastalığı varsa veya GGM doktor raporu ile sabit olmak üzere, orada kalması hayatı için tehlike arz ediyorsa.
-
İdari Gözetim Sebebinin Ortadan Kalkması: Örneğin, hakkında kaçma ve kaybolma riski nedeniyle gözetim kararı verilen kişinin, geçerli bir pasaport temin etmesi veya sabit bir adres sunması durumunda risk ortadan kalktığı için gözetim de sonlanmalıdır.
-
Gönüllü Geri Dönüş Talebi: Yabancının gönüllü geri dönüş desteği talep etmesi ve işlemlerin bu kapsamda yürütülmesi.
Bu durumların varlığı halinde, İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü durumu her ay düzenli olarak değerlendirir. Ancak uygulamada bu "aylık değerlendirmeler" bazen otomatik şablonlarla geçiştirilebilmektedir. Bu nedenle, şartların oluştuğunu (örneğin sağlık raporunu veya ülkedeki savaş durumunu) kanıtlayan bir idari gözetim kaldırma dilekçesi ile idareye başvurmak, sürecin kaderini değiştirir.
Normatif düzenleme ve idari yargı içtihatları ışığında; idari gözetimin devamında zaruret görülmeyen haller, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıran "bağlı yetki" durumlarıdır. YUKK m. 57/4 hükmü amirdir; yani şartlar oluştuğunda idare "Gözetimi sonlandırabilirim" değil, "Sonlandırmak zorundayım" demek durumundadır. Özellikle sınır dışı etme kararının icra kabiliyetinin bulunmaması (fiili imkânsızlık) durumu, kişi hürriyetinin kısıtlanması için gereken meşru amacı ortadan kaldırır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere; sınır dışı işleminin makul bir sürede gerçekleşme ihtimalinin kalmadığı durumlarda (örneğin konsolosluğun seyahat belgesi vermeyi reddetmesi), idari gözetimin sürdürülmesi AİHS 5. madde ihlali (keyfi tutulma) sayılmaktadır. Ayrıca, Tuzla, Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi sağlık koşulları ile ilgili olarak, kişinin kronik rahatsızlığının (kanser, ileri derece kalp yetmezliği vb.) uzman hekim raporlarıyla tevsik edilmesi halinde, "yaşam hakkı" ve "kötü muamele yasağı" kapsamında derhal salıverilme ve alternatif yükümlülük uygulanması hukuki bir zorunluluktur.
Konuyu, hukuki karmaşadan arındırıp net bir dille özetleyelim: Kanun devlete şunu söyler: "Sen bu yabancıyı ülkesine göndermek için Tuzla , Arnavutköy veya Çatalca Geri Gönderme Merkezi 'nde tutuyorsun ama eğer göndermen imkânsızsa, adamı boşuna hapsetme, bırak gitsin." Mesela, yakınınızın ülkesinde iç savaş çıktıysa ve uçaklar oraya uçmuyorsa, devlet onu "Savaş bitene kadar bekle" diye GGM'de aylarca tutamaz. Çünkü ne zaman gideceği belli değildir ve belirsiz bir süre için kimse kilit altında tutulamaz. Ya da diyelim ki yakınınızın çok ciddi bir hastalığı var; düzenli hastaneye gitmesi, ameliyat olması gerekiyor ve merkezdeki revir buna yetmiyor. Bu durumda elinizdeki doktor raporlarıyla "Bu kişi burada kalamaz, tedavisi dışarıda yapılmalı" dediğinizde, devlet onu bırakmak zorundadır. Bir diğer kurtuluş yolu da gönüllü geri dönüştür. Eğer kişi "Tamam, ben zorluk çıkarmıyorum, kendim gitmek istiyorum" derse, devletin onu zorla kapalı tutmasına gerek kalmaz. Özetle; eğer devletin sizi gönderme şansı yoksa (ülke kabul etmiyor, savaş var vb.) veya sizin orada kalmanız sağlığınızı bozuyorsa, idari gözetim kararına itiraz etmeden bile, doğru dilekçeyle idareye başvurarak Geri Gönderme Merkezi'nden çıkış sağlanabilir. Önemli olan bu "imkânsızlık" veya "sağlık" durumunu resmi evraklarla ispatlamaktır.
Bu nedenle, idari gözetim ne zaman biter sorusunun cevabı sadece 6 ay veya 1 yıl süresinin dolması değildir; doğru hukuki gerekçeler (sağlık, savaş, imkânsızlık) sunulduğunda, süreç bugün de bitebilir.
Anayasa Mahkemesi (AYM) Bireysel Başvuru Yolu ve Tedbir Talebi
Hukuki süreçte en sık karşılaşılan senaryolardan biri, yapılan tüm itirazlara rağmen Sulh Ceza Hakimliği idari gözetim itirazının reddedilmesi durumudur. Peki, yerel mahkeme "Gözetim devam etsin" dediğinde her şey biter mi? Kesinlikle hayır. Türk hukuk sisteminde vatandaşlar kadar yabancıların da sahip olduğu en güçlü hak arama yolu olan Anayasa Mahkemesi (AYM) bireysel başvuru mekanizması devreye girer. Özellikle idari gözetim gibi kişi özgürlüğünü kısıtlayan tedbirlerde, iç hukuk yolları tüketildikten sonra (yani Sulh Ceza itirazı reddedildikten sonra) 30 gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne başvurulabilir.
Bu başvuru, sıradan bir temyiz incelemesi değildir. Burada iddia edilen şey, devletin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını (Anayasa m. 19) ihlal ettiğidir. Ancak AYM süreçleri genellikle uzun sürdüğü için (bazen yıllar alabilir), acil durumlar için tedbir talepli başvuru yapılması hayati önem taşır. Eğer yabancının Geri Gönderme Merkezi'nde tutulması, yaşam hakkını tehlikeye atıyorsa (ağır hastalık, kötü muamele riski vb.) veya sınır dışı edilmesi halinde telafisi imkânsız zararlar doğacaksa, AYM'den "karar verilene kadar işlemi durdur" (tedbir) kararı istenebilir.
Ayrıca, haksız yere GGM'de tutulan kişiler için AYM başvurusu, sadece özgürlük için değil, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat kazanmak için de tek yoldur. Eğer Anayasa Mahkemesi, kişinin haksız yere idari gözetim altında tutulduğuna karar verirse, devletin bu kişiye yüklü miktarda tazminat ödemesine hükmeder. Bu nedenle, yakınınız serbest bırakılsa veya sınır dışı edilse bile, geçmişte yaşanan mağduriyetin bedelini devletten talep etmek için bu yol mutlaka kullanılmalıdır.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve Anayasa'nın 148. maddesi uyarınca; herkes, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapabilir. İdari gözetim kararları bağlamında başvuru, "olağan kanun yollarının tüketilmesi" şartına tabidir. Bu da Sulh Ceza Hakimliği'nin itirazı reddeden kesin kararının tebliğinden itibaren 30 günlük hak düşürücü süre içinde başvurunun yapılması gerektiğini gösterir. Başvurunun esası, Anayasa m. 19'da düzenlenen "Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı"nın ihlalidir. Yüksek Mahkeme, idari gözetimin kanuni dayanaktan yoksun olması, sürelerin aşılması veya alternatif tedbirlerin değerlendirilmemesi gibi nedenlerle "ihlal kararı" verdiğinde, bu karar bağlayıcıdır ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması (tahliye) ile birlikte başvurucu lehine manevi tazminat ödenmesine hükmeder. Özellikle GGM koşullarının insan onuruyla bağdaşmadığı iddiaları, AİHS m. 3 "İşkence ve Kötü Muamele Yasağı" kapsamında incelenir ve bu konudaki başvurular öncelikli olarak ele alınır.
Konuyu daha anlaşılır bir dille, "Hukuk Labirenti"nden çıkarıp anlatalım: Diyelim ki avukatınızla Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurdunuz ama hakim "Hayır, bu kişi Geri Gönderme Merkezi'nde kalmaya devam edecek" dedi. Bu, yolun sonu demek değildir. Bu sefer rotamızı Ankara'ya, en yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesi'ne çeviriyoruz. Burada hakime şunu diyoruz: "Yerel mahkeme beni dinlemedi, kanunları yanlış uyguladı ve haksız yere beni içeride tutuyor. Benim özgürlüğümü elimden aldılar." Anayasa Mahkemesi'ne gitmek neden önemli? İki sebebi var:
-
Acil Durum Freni (Tedbir): Eğer yakınınızın sağlığı çok kötüyse ve GGM'de kalırsa ölecek durumdaysa, Anayasa Mahkemesi dosyayı öne alıp "Bu kişiyi hemen bırakın veya hastaneye sevk edin" diyebilir.
-
Tazminat Hakkı: Diyelim ki yakınınız 3 ay haksız yere içeride kaldı ve sonra çıktı. O geçen 3 ayın hesabını kim verecek? İşte Anayasa Mahkemesi, "Devlet hata yaptı, bu kişiyi boşuna hapsetti, şimdi ona tazminat ödeyecek" diyen tek yerdir. Yani Sulh Ceza'dan ret yediyseniz hemen pes etmeyin. İdari gözetim kararına karşı AYM başvurusu, hem adaletin yerini bulması hem de çekilen çilenin maddi karşılığının alınması için mutlaka atılması gereken, profesyonel bir adımdır.
Özetle; yerel mahkemeler kapıyı kapatsa bile, Anayasa Mahkemesi anahtarı hala elinizde olabilir. Bu süreç teknik ve zorludur, mutlaka uzman bir yabancılar hukuku avukatı ile ilerlenmelidir.
Sevdikleriniz dört duvar arasındayken çaresiz hissetmeyin. Sulh Ceza Hakimliği nezdinde yapacağımız profesyonel itirazlar ve alternatif yükümlülük talepleriyle süreci lehinize çevirmek mümkün. Tuzla, Çatalca, Arnavutköy, Binkılıç ve tüm GGM'lerdeki müvekkillerimizle bizzat görüşüyor, hukuki süreci yerinde yönetiyoruz.
Video İçeriğini Kaçırdınız mı?
Yukarıda paylaştığımız video anlatımımızı izleyerek konuyu daha kolay öğrenebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Bu konu hakkında merak edilenler
1 İdari gözetim kararına itiraz edersem deport durur mu?
Avukat Esra Ateş
Hayır, durmaz. Bu en sık yapılan hatadır. İdari gözetim kararına itiraz (Sulh Ceza Hakimliği) sizi sadece binadan (GGM) dışarı çıkarır. Sınır dışı (deport) işlemini durdurmak için ise İdare Mahkemesi'ne ayrıca sınır dışı iptal davası açmanız gerekir. İkisi farklı süreçlerdir ve eş zamanlı yürütülmelidir.
2 Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) evlenip vatandaşlık alabilir miyim?
Avukat Esra Ateş
Halk arasında "evlenirsem deport olmam" inancı yaygındır ancak GGM'de evlilik işlemleri oldukça zordur. İdare, bu evliliklerin "sahte evlilik" olduğunu varsayarak izin süreçlerini yokuşa sürer. Evlendirme memurunun merkeze gelmesi için Valilik izni gerekir. Evlenseniz bile bu durum idari gözetimi otomatik kaldırmaz, sadece aile birliği gerekçesiyle itirazda elimizi güçlendirir.
3 "Parası neyse verelim" diyerek kefaletle serbest kalmak mümkün mü?
Avukat Esra Ateş
Türk hukukunda Amerikan filmlerindeki gibi bir "kefalet" sistemi yoktur. Ancak idari gözetime alternatif yükümlülükler kapsamında, hakimin takdiriyle teminat yatırma şartı uygulanabilir. Bu bir rüşvet veya ceza değil, kişinin kaçmayacağına dair devlete verdiği bir güvence bedelidir. Miktarı hakim belirler.
4 Geri Gönderme Merkezi’nde akıllı telefon kullanmak serbest mi?
Avukat Esra Ateş
Hayır. GGM'lerde kameralı ve internet erişimi olan telefonlar yasaktır ve girişte emanete alınır. Yabancılar, içerideki ankesörlü telefonları kullanarak veya avukat görüşmesi sırasında avukatlarının telefonunu (izne tabi olarak) kullanarak iletişim kurabilirler.
5 GGM'de kalan kişinin masraflarını kim öder?
Avukat Esra Ateş
Kural olarak, yabancının sınır dışı seyahat masrafları (uçak bileti vb.) kendisi tarafından karşılanır. Parası yoksa, masrafları devlet (Hazine) karşılar ancak bu masraf ödenmeden yabancının tekrar Türkiye'ye girişine izin verilmez. GGM'deki yeme-içme masrafları devlet tarafından karşılanır.
6 6 aylık süre dolunca kesin çıkılır mı, yoksa süre sıfırlanır mı?
Avukat Esra Ateş
İdari gözetim süresi en fazla 6 aydır ve en çok 6 ay daha uzatılabilir (Toplam 12 ay). Yabancının başka bir şehre veya GGM'ye sevk edilmesi süreyi sıfırlamaz. Toplam süre 12 ayı geçtiği an, yasa gereği kişinin derhal salıverilmesi ve alternatif yükümlülüğe (imza vb.) tabi tutulması zorunludur.
7 Hamile kadınlar veya çocuklu aileler GGM'de tutulabilir mi?
Avukat Esra Ateş
Hukuken hassas kişiler grubuna giren hamileler ve çocuklu aileler için idari gözetim "istisnai" olmalıdır. Ancak yasak değildir. Uygulamada, bu kişilerin GGM şartlarında tutulmasının mağduriyet yarattığı gerekçesiyle Sulh Ceza Hakimliği itirazı yapıldığında, serbest kalma ihtimalleri diğerlerine göre çok daha yüksektir.
8 İdari gözetim kararı e-Devlet’te görünür mü?
Avukat Esra Ateş
Hayır, idari gözetim kararı bir mahkeme kararı değil, idari işlem olduğu için genellikle e-Devlet "Dava Dosyası Sorgulama" ekranında görünmez. Kişinin nerede olduğunu öğrenmek için İl Göç İdaresi veya Alo 157 YİMER (Yabancılar İletişim Merkezi) hattından sorgulama yapılmalı veya avukat aracılığıyla sistemden bakılmalıdır.
9 Yakınım hangi Geri Gönderme Merkezi'nde, nasıl öğrenebilirim?
Avukat Esra Ateş
Yabancılar genellikle yakalandıkları ildeki GGM'ye (Örn: İstanbul'da ise Tuzla, Arnavutköy GGM, Binkılıç GGM, Çatalca GGM) götürülür. Ancak yer yoksa Iğdır, Erzurum, Kayseri gibi illere sevk edilebilirler. En sağlıklı bilgi, baro görevlendirmesi veya özel vekaletli avukatın GöçNet sistemi üzerinden yapacağı sorguyla alınır.
10 "Terke Davet" nedir, idari gözetimden farkı ne?
Avukat Esra Ateş
Terke davet, hakkında sınır dışı kararı verilen yabancıya "Seni tutuklamıyoruz, sana 15-30 gün süre veriyoruz, ülkeden kendin çık" denmesidir. Bu kişiler GGM'ye alınmaz, serbesttir. Ancak kaçma şüphesi görülenlere bu hak tanınmaz, doğrudan idari gözetim uygulanır.
11 GGM'de avukat olmadan kendim itiraz dilekçesi yazabilir miyim?
Avukat Esra Ateş
Yazabilirsiniz ancak tavsiye edilmez. GGM'lerde matbu (şablon) dilekçeler bulunur, yabancılar bunları imzalayıp verir. Ancak bu dilekçeler genellikle "Bırakın beni" gibi basit ifadeler içerir ve hukuki gerekçeden yoksundur. Sulh Ceza hakimleri, somut delillere (ikametgah, rapor vb.) dayanan profesyonel dilekçeleri dikkate alır.
12 Sınır dışı edileceğim ülkede savaş varsa ne olur?
Avukat Esra Ateş
YUKK Madde 55 uyarınca; ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muamele göreceği ülkelere sınır dışı yapılamaz. Eğer Suriye gibi savaş bölgesi veya siyasi risk olan bir ülkeye gönderilme durumu varsa, "geri göndermeme ilkesi" gereği idari gözetim sonlandırılmalı ve kişiye insani ikamet izni veya uluslararası koruma statüsü verilmelidir.
13 Gönüllü geri dönüş yaparsam "giriş yasağı" (deport) kalkar mı?
Avukat Esra Ateş
Eğer idari gözetim altındayken gönüllü geri dönüş formunu imzalayıp kendi isteğinizle çıkarsanız, hakkınızdaki giriş yasağı süresi kısalabilir veya sadece para cezasını ödemek şartıyla giriş yasağı konulmayabilir. Ancak bu durum ihlalin türüne (vize ihlali mi, adli suç mu) göre değişir.
14 İdari gözetimdeyken hastalanırsam hastaneye götürürler mi?
Avukat Esra Ateş
Evet, acil durumlarda hastaneye sevk zorunludur. Ancak kronik ve ciddi bir hastalık varsa, GGM revir raporu yetersiz kalabilir. Bu durumda tam teşekküllü hastaneden alınacak "GGM koşullarında kalması hayati risk taşır" raporu ile derhal salıverilme talep edilmelidir.
15 İdari gözetim itirazı reddedilirse bir daha başvurulamaz mı?
Avukat Esra Ateş
Başvurulabilir. Şartlar değiştiğinde (örneğin yeni bir adres bulunduğunda, sağlık sorunu çıktığında) tekrar itiraz edilebilir. Ayrıca aylık düzenli değerlendirmelerde de idarenin kararı gözden geçirmesi gerekir.
16 Suriyeli geçici koruma sahipleri de GGM'ye alınır mı?
Avukat Esra Ateş
Evet. Geçici koruma kimliği olması, dokunulmazlık sağlamaz. Eğer kamu düzenini bozan bir suça karışırlarsa veya kayıtlı oldukları ilden izinsiz ayrılıp başka ilde yakalanırlarsa idari gözetim altına alınırlar.
17 Avukata vekaletname vermek için notere gitmek gerekir mi?
Avukat Esra Ateş
Yabancı GGM'de ise notere gidemez. Noter GGM'ye gelir. Ancak bu masraflı ve uzun süren bir iştir. Pratik yol şudur: Avukat, GGM'ye gidip yabancı ile görüşür, tutanak tutar ve vekaletname olmadan da itiraz dilekçesini sunabilir (Baro görevlendirmesi veya acil hal yetkisi). Sonrasında noter işlemi tamamlanır.
18 İdari gözetim kalkarsa yurt dışına çıkış yasağı kalkar mı?
Avukat Esra Ateş
Hayır. İdari gözetimin kalkması sadece Türkiye içinde serbest gezmeyi (imza yükümlülüğü ile) sağlar. Hakkınızdaki deport kararı ve tahdit kodları durduğu için yasal yollarla yurt dışına çıkış veya giriş yapmanız engellenebilir.
19 İnternette "Kesin Çıkarma Garantili" diyenler doğru mu?
Avukat Esra Ateş
Asla. Hukukta garanti yoktur. Özellikle Yabancılar Hukuku'nda idarenin takdir yetkisi geniştir. "Kesin çıkarırız" diyenler genellikle dolandırıcıdır veya illegal yöntemler (rüşvet vb.) ima etmektedir ki bu durum hem avukat hem yabancı için ağır ceza davası sebebidir. Güvenmeniz gereken tek şey; hukuki bilgi, tecrübe ve sıkı takiptir.
20 İstanbul'da mobil göç noktasında yakalanan yakınım nereye götürülüyor?
Avukat Esra Ateş
İstanbul ilinde mobil göç noktalarında yakalanan yabancılar Tuzla Geri Gönderme Merkezi'ne, Aranvutköy Geri Gönderme Merkezi'ne veya Çatalca Geri Gönderme merkezine polis ekipleri tarafından götürülür.
Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçin .
Yorumlar (0)
İsim
Onay BekliyorAz önce
Yorum metni
Bu yorum sadece size görünüyor. Onaylandıktan sonra herkese açık olacaktır.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!